Recent Posts

İmparatorluğun içinden bildiriyoruz

Halil Falyalı’nın merkezde olduğu yasadışı bahis imparatorluğuyla ilgili farklı ülkelerden 14 gazeteci geniş bir dosya habere imza attık. OCCRP

PAYLAŞ:

Halil Falyalı’nın merkezde olduğu yasadışı bahis imparatorluğuyla ilgili farklı ülkelerden 14 gazeteci geniş bir dosya habere imza attık.

OCCRP yani Organize Suçlar ve Yolsuzluk Raporlama Projesi, artık sınırları aşan suç ve yolsuzlukların farklı ülkelerdeki gazeteciler tarafından araştırılabilmesi için destek veren bir kuruluş.

KKTC merkezli yasadışı bahi imparatorluğunun Türkiye başta olmak üzere Belarus’tan Ermenistan’a kadar geniş coğrafyadaki merkezleri ve üsleri 14 gazeteci olarak araştırma konumuzdu.

OCCRP ile yaptığımız çalışmada öldürülen bahis baronu Halil Falyalı’nın sadece ulaşabildiğimiz kripto para cüzdanlarda toplam 1.4 milyar dolardan fazla para bulunduğunu tespit ettik.

Bunlar sadece Falyalı ailesinin bilinen cüzdanları. Bilinmeyenlerde ne kadar olduğu meçhul.

Maliye Bakanlığına göre Falyal grubunun Türkiye’de kullandığı banka hesabı miktarı 1500.

ÖZGE FALYALI’NIN MÜLKLERİ

Halil Falyalı’nın ölümünden sonra imparatorluğu eşi Özge Taşker Falyalı ve kardeşi Hüsnü Falyalı yönetiyor. Özge Taşker Falyalı Dubai’de kısa süre önce 40 milyon dolara bir daire satın aldı.

Dairenin yan komşusu Emre Nuhoğlu.  Nuhoğlu Sekabet’in sahibi ve Hüsnü Falyalı’nın ortağı.  Dairenin sol komşusu ise bir diğer yasadışı bahis baronu Mustafa Egemen Şenel.

Üçlü 40’ar milyon dolar para ödeyerek daireleri satın aldılar.

Dubai Atlantis’teki daireler 7 yıldızlı yelken otelin ön tarafındakik palmiye bölgesinde. Önü okyanus olan bir proje.

Atlantis’in özelliği palmiye otelin önüne yapıldı. Önü okyanus. Helikopter pisti var.

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER AKIN ÖZTÜRK KARARI

15 Temmuz’da şaibeli darbe girişiminin 1 numarası olarak suçlanan isim Org. Akın Öztürk’tü. Öztürk rejimin mahkemeleri tarafından 141 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

Ancak Öztürk, uzun yılların ardından ilk kez adil bir mahkemede yargılandı. Öztürk’ün Birleşmiş Milletler’e yaptığı başvuru neticelendi.

Akın Öztürk’ün “keyfi ve makûl şüpheden yoksun” şekilde tutuklanıp adil yargılanmadığı yönünde karar alan BM Çalışma Grubu, Öztürk’ün “derhal serbest bırakılmasını, tazminat ödenmesini ve bu ihlallerden sorumlu olanlar hakkında soruşturma açılmasını” istedi.

13 sayfalık kararda öncelikle Öztürk’ün avukatlarının şu anlatımlarına yer verildi:

• Akın Öztürk’ün 2013-2015 yılları arasında Hava Kuvvetleri Komutanlığı yaptığı, 2015’te YAŞ üyeliğine atandığı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı’ndan ayrıldıktan sonra askeri yardımcıları dışında komutasında hiçbir personelin bulunmadığı, yarı emekli konumda olduğu…
• 15 Temmuz saat 21.32’de yardımcılarından biri tarafından Genelkurmay’a bir saldırı olduğu konusunda bilgilendirilince, Hava Kuvvetleri Harekat Merkezi’nden ve diğer üst düzey subaylardan daha fazla bilgi toplamaya çalıştığı, saat 23.00’te dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı’nın isteği üzerine Akıncı Üssü’ne gittiği…
• Akıncı’da dönemin Genelkurmay Başkanı’nın talimatıyla sabaha kadar darbe girişimini durdurmaya çalıştığı…
• Ertesi gün darbe girişimi sona erdirildikten sonra Genelkurmay Başkanı’nın onunla birlikte Başbakanlığa gitmeyi planladığını, ancak “diğer yetkililerle görüştükten sonra aniden fikrini değiştirip” Öztürk’e Akıncı’da kalmasını, kendisini 1 saat içinde aldıracağını söylediğini, sonrasında Öztürk’ün Başbakanlığa gitmek için bindiği helikoptere ateş açıldığı ve Öztürk’ün bacağından yaralandığı…
• Akıncı’da kalan Öztürk’ün burada rehin tutulan bazı üst düzey subayları bulup serbest bıraktığını ve onlarla birlikte polis koruması altında Akıncı’dan ayrıldığını …
• Tüm bu süreçte devlet medyasının Öztürk’e karşı bir kampanya başlatıp, onu darbenin lideri ilân ettiğini…
• Akın Öztürk’ün darbe girişimini bastırma çabalarının hem Genelkurmay hem Hava Kuvvetleri açıklamalarında vurgulandığı…
Avukatlar, Akın Öztürk’ün gözaltına alınma, tutuklanma ve yargılanma sürecine ilişkin olarak da özetle şunları söyledi:
• 16 Temmuz akşamı evine giderek geceyi ailesiyle geçiren Öztürk, 17 Temmuz saat 02.00 civarında Merkez Komutanlığı’na çağrıldı. Ancak buraya gittiğinde herhangi bir karar veya emir olmaksızın hemen gözaltına alındı…
• Gözaltında soyulduktan sonra kötü muameleye ve çeşitli işkence yöntemlerine maruz bırakıldı. Polis memurları Öztürk’e, kendisine “özel bakım” uygulamak için özel emir aldıklarını söyledi… Tırnaklarına asit döküldü, polis memurları ve polis tarafından zorlanan diğer tutuklular tarafından ağır şekilde dövüldü… Somut hiçbir delil gösterilmeden tutuklandı… Cezaevinde 10 ay 8 gün boyunca sıkı tecrit koşullarında tutuldu…
• Yargılama aşamasında; yaptığı savunmalar dikkate alınmadı… Önemli tanıklar duruşmada değil, özel bir celsede dinlendi… 15 Temmuz gecesine ait 319 saatlik ham kamera görüntüleri değil, daha sonra düzenlenmiş 101 saatlik kayıtlar paylaşıldı… Görüntüleri izleyen bilirkişilerin TSK mensubu, hatta dava dosyasında şikâyetçi olduğu ortaya çıktı…
• Akın Öztürk duruşmaya öfkeli kalabalığın arasında ve en önde şekilde “utanç yürüyüşü” ile getirildi. Duruşma boyunca hakaretlere maruz kaldı…
• Akın Öztürk 140 kişinin ölümünden sorumlu tutulurken, bu kişilerin ölümleriyle ilgili herhangi bir otopsi veya balistik inceleme yapılmadı…
• Başlangıçta bazı sanıkların tutuklanmasına karar veren, sonrasında ise yargılamayı yapan Mahkemenin Başkanı, kararın ardından terfi ettirilip Yargıtay üyeliğinde seçildi…

15 TEMMUZ MAHKEMESİ: YURTTA SULH KONSEYİ YOKMUŞ

Akın Öztürk’ün delilsiz tutuklandığı, darbe girişimiyle bir ilgisi olmadığı BM kararıyla netleşti. Ancak buna paralel bir karar da mevcut Erdoğan rejiminin mahkemesinden çıkmıştı.
15 Temmuz mahkemesi, “Yurtta Sulh Konseyi” diye bir konseyin varlığını araştırmış ancak bu konseyin varlığına ilişkin hiçbir delil bulunamamıştı. Böylece sözde darbeyi yapan konseyin dahi olmadığı tescillenmişti.

PAYLAŞ:

Yurum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir